Çocuklara Ceza Vermek

0
45

Psikolog Elnara xanım Qənizadəyə kaleminden

“CEZA” sözünü duyunca aklımıza ne gelmeli?

  1. Güven eksikliği
  2. Sorumluluk taşımaktan mahrum olmak, güven hissini korku hissi ile değiştirmek
  3. Tercih etmek yerine imkansızlığa kapılmak, düşünmemeyi öğrenmek, kendime güven hissini suçluluk hissi ile değiştirmek …

Ebeveyn ceza verirse, ceza aracını kullanıyorsa (bu alet bizde yaygın olarak kullanılmaktadır), çocuğu sorumluluk taşımak, sorumlu olmak, fikir yürütmek, seçim yapmak imkanından, deneyim toplamak fırsatından mahrum ediyor demektir. Ceza budur! Bu, cezanın bir yüzüdür …

İkinci tarafı nedir? Bana ceza verilirse, bende korku duygusu, suçluluk hissi oluşur: babam, ya da annemin sevgisini kaybetme korkusu, onların gözünden düşmek korkusu, onların istediği gibi hareket edememe, başarısız olmak, kendi görüşümü mahrum edilmek korkusu. Çünkü ben cezalanmışam. Cezalanmışamsa, vesselam! Suçluyum ve cezamı taşımalı! Demek ki, bende gunahkar hissi oluşmuş. Demek ki, kendi düşünceme tecrübe kazanmaya, tercihe yer yoktur. Annemle babam benden razı kalsın diye onların düşündüğü gibi, onların isteğine uygun yaşamalıyım. Onların yaptığı gibi görmeliyem !!!

Alınan manzaraya bakın, 10-15 yıl sonra gibi göreceksiniz? Başkalarının fikrinden bağımlı olan bir insan, kendi düşüncesi ile hareket etmeyen, çevredekilerin sözüne daha çok önem veren bir insan.

Benim için bu, ben yokum demektir. Benim içim boş, daha doğrusu başkalarının fikri ile doludur.

Korkunun fesadı fazladır; ben kendime inanmıyorum, yardımı her zaman kenarda arıyorum, ben yalan danışmalı oluyorum, korkudan yalvarıyorum, alçalır, bu yüzden zehlem gidiyor kendimden, kendimi kabul elemirem vb. Bu artık başka büyük konudur …

Ceza eski paradigmanın aletidir

Ceza eski paradigmanın, eski dünyanın aletidir. Ve bu araç eski paradigmada çalışıyor. Çünkü bu dual dünyada toplam iki seçenek, iki yol vardır: ceza ve ödül. Ben çocuğu ya cezalandiriram, ya da ödüllendiriyorum. Ve bunları ben yapıyorum-ben ana, ben baba! Çocuğa deneyim toplamak, yetişmek, müdrikleşmek, kendi düşüncesini, fikrini oluşturmak imkanı vermiyorum. Eski paradigmada, yani dual alemde çocuğun hareketi değerlendirir ve doğru yaparsa ödül, doğru yapmıyorsa ceza verilir. Yani her durumda BEN-ben büyük karar veriyorum! Ya çocuk?

Biz çocukları daha çok hangi durumlarda cezalandırırız?

Ailelerde rastlanan situasiyalar: Ben bir yere telesirem, çocuklar çatdırmır, cünki hızımız farklıdır ve ben kızıyorum, bağırıyorum, hemen ceza veriyorum: “Sana göre geciktim, gecikdiyim için istediğin filan şey olmayacak, alınmayacak ve s! ”

Veya yorulmuşam, fikrim başka yerdedir, geçmişte, gelecekte ve çocuk el çekmiyor, benden bir şeyler istiyor, cevap vermiyorum, el çekmiyor ve … cezalanır! Oysa sadece hisleri anlatmak olurdu: “Çocuklar, şimdi yorgunum, biraz zaman verin, yalnız kalmaya ihtiyacım var vb.” Çocuklar her şeyi anlıyorlar ve hislere göre hareket ediyorlar. Böyle olunca çocuklar hissetmek açısından savadlanır. Hisleri ayırt edebiliyor, hisleri hakkında kendisi de konuşabiliyor ve başkalarının hislerine anlayışla yanaşa bilir, duygusal durumu değerlendirmeyi öğrenir: “Şimdi anneme / babama yalnız kalmak gerekir”

Yollar hep basittir. Örneğin, 4 yaşındaki çocuk resim çektikten sonra kalemleri atıyor, anne ya da baba toparlıyor. Böylece, çocuğun sorumluluğunu üzerine alır ve düşünmüyor ki, bu işi çocuklar kendisi de görebilir. Ya da birlikte toparlamak, model vermek, motive olur. Bu şekilde çocukta “ben yapabiliyorum, ben sorumluyum” becerisi formalaşar. Çocuklar babası ile birlikte iş görmeyi çok severler ve duyarlı olmaya bile başlarlar. Sonuçta kendilerine güvenirler. Bu durumda çocuğa sabah “derslerini ele”, “elbiselerini kaldır” demeye gerek kalmıyor.

-Cezalanmasının Nedeni dersdirse, çocuğun okula tutumu nasıl olacak?

-Bu Sorunun bir tarafı … Öbür tarafı: dersini edemediği için, iki aldığı için, dalaşdığı vb. ceza alırsa, çocuk bu hareketine sorumlu taşımaktan mahrum edilir. Sorumluluğu ben ebeveyn üzerime alıyorum. Sürekli onu kontrol altında saklıyorum; gereken biliyorsam, cezalandiriram, gereken biliremse ödüllendiriyorum.Böyle anlaşılıyor ki, çocuk elinden bir şey gelmeyen varlık, sadece kontrol olunmalı bir nesnedir.Derslerini hazırla dedimse, hazırlamalıdır.

Ebeveynlerden çok duyduğum bir cümleyi söyleyeyim: “Ama cezalandırmayacaksa, çocuğun yanında nüfuzuma, saygım olmaz” Bakınız: “Benim nüfuzuma!” “Benim eqom!” Böyle anlaşılıyor ki, bunların hepsi benim için çocuktan önemlidir. Çocuk ne hissediyor, hangi duygular oluşur, bana ilginç.

-bunu ebeveynlere dersek, üzülürler: Ne demek istiyorsunuz, ben çocuğumu sevmiyor muyum? Benden çok mu seviyorsunuz benim evladımı?  

Bir soru sorsak, sevgi nedir? Baba ve anne sevgi deyince ne anlıyor? Çocuk ne demektir? Herkesin bir fikri var. Biri bilir ki, çocuklar sadece küçük olduğu için yardıma ihtiyacı olan insandır, İNSAN! Biri düşünün ki, çocuklar yerinde otursun” denecek insandır. “Çocuk kimdir ki fikri olsun, sorumluluğu olsun? Büyük-küçük var, ben diyorsam, böyle olmalı! “Vb.

Bu yaklaşımlar ve düşünceler dediğim eski paradigmanın yaratmasıdır. Şu anda çok aileler eski dünyadandır ve tabii ki, aletlerinden beceriyle kullanırlar.

Kimse burdan çıkmak istiyor-herhangi anne artık rahatsız olmak istemiyor, korkularla yaşamak, çocuğunu cezalandırmak istemiyor, yeni yollar arıyor. Arıyorsa mutlaka bulur! Ama yeni fikirleri kabul etmek ebeveynler için çok zordur, çünkü bu eski paradiqmadadırlar.

-Artık Bu aileyi-bu gemiyi bir kaptan idare etmiyor. Ebeveynlerden biri, tutalım ki, baba yeni fikri kabul etse bile, anne yine ceza aracını kullanıyorsa? Henüz büyükanne var, büyükbaba var. Bu durumda yeniliği kabul etmek mümkün mü?

Mümkündür. Bu alet-ceza nereden geliyor? Benim içimden. Kesin şekilde kendiliğinden başlamalıyam.Ideal olmaktan sohbet gitmiyor, insan olmaktan bahsediyorum. Benim hem güçlü tereflerim var, hem de zayıf. Ben bir ebeveyn olarak kendim hakkımda bunları muyum ?!

Kısacası, çocuğa karşı cezadan kendimi zayıf hissediyorum ettiğinde, kendi sistemim olmayanda, kendi üzerimde Çalışmayan kullanıyorum.

Ebeveynin kendi üzerinde çalışması nedir? Bu demektir ki, ebeveyn bilgili olmalıdır. Bu üniversite diplomasının olması demek değildir. Edebiyat okumalıdır, fiziksel olarak güçlü olmalıdır, spor, yoga ile meşgul olmalı, bakış açısı geniş olmalıdır, içindeki sesi dinlemeyi bilmelidir, günde bir saatini meditasyona geçirmelidir vb. Ilkel düzeyden, ilkel aletlerden daha yukarı seviyeye qalxmalıdır. Diyeceksiniz, bizim işimiz-gücümüz yok? Sabahtan akşama kadar çalışıyoruz, para kazanıyoruz …

Benim düşünceme göre çalışmak, para kazanmak bütün bunlara engel değildir. En önemlisi bunları yapmak isteğidir. “Kim ne diyecek?”, “Toplum ne diyecek?”, “Akraba- komşu ne der” den uzaklaşmak vaktidir.

-Siz Ne diyorsunuz siz? Bu soruya samimi olarak cevap verin.

Her ailenin kendi kültürü var, örf ve geleneği var. Olsun, cünki her aile benzersizdir. Ama ailede sinxronluq olmalıdır, ebeveynler arasında genel fikir olmalıdır. Sinxronluq yoksa oluşturabilirsiniz. Bunu da baskıyla, örneğin, çocuk terbiyesiyle ilgili kitabı, kaba ifade edersek, “kişinin (veya annenin) gözüne soxmaqla” elemek mümkün değildir. Önce kendimi deyişmeliyem. Kimseye bir şey demeden inandığım şekilde hareket etmeliyim, o çevre de değişecektir. Bu, elbette, kolay değil, ama mümkün.

– Genellikle diyoruz, “çocukla önceden böyle başlamalıyız”. Çocuk artık büyüdüyse?

Hiçbir zaman geç değildir. İnsan 40 yaşında da değişebilir. Buna inanmak yeter.

-Sonuncu Sorum: Hangi cezayı hiç vermemeliyiz?

İstenilen ceza verilemez. Seçim var. Tüm durumlarda alternatif var.

Her bir ceza türü, ruhsal ya da fiziksel ceza kabul edilemez. Annem benim yüzüme vurursa, yüreğime vurur. Beni aşağılıyor. Yok ediyor beni. Anneler bazen bana diyor, “sadece elinden vururum”, “ben tek yanından vururam”. Fark etmez. Ve fiziksel ceza sadece ateş değil, yemek vermemek, su vermemek, çocuğu evden kovmak-bunlar fiziksel cezadır.

Çocuğu cezalandırdığınız zaman kendinizi onun yerine koyun ve hissettiklerinizi dinleyin.

Ve sonda belirtelim, her bir tecrübeye olay, çatışma, olumlu veya olumsuz, her bir tecrübe önemlidir.Birincisi bu tecrübelerinizi, bu deneyim size bilgi ve bilgi verir. Bunların ikisi de olmalıdır.

Biz insanlar icin ve hemen bizim çocuklarımız icin hayat tecrübesi ve hayat dersleri eğitim sisteminin verdiği bilgilerden daha önemlidir.

CEVAP VER